Eksi puan verArtı puan ver
+188 puan
195 oy
Loading ... Loading ...

Kişisel Markalama Trendleri: 2011’in en iyi 11’i
Bu makalede şunları öğreneceksiniz…

2011 için en iyi 11 kişisel marka trendleri
Markanızı dijital dünyada nasıl öne çıkarırsınız?
Kariyer ağlarında nnline görünürlüğünüzü nasıl daha verimli ve makul hale getirebilirsiniz?

Pazarlama kariyerinde (kariyer) büyürken, kişisel marka trendlerini (personal-branding) takip etmek sizin görünür ve önemli kalmanızı sağlayacaktır. Markanızı yaratmanız için, kişisel marka konusuyla ilgili en iyi teknikleri ve 11 trendi sizler için belirledin. 2011’de, bu 11 trendin 5 tanesinde ana odak noktası olan ve en büyük rolü oynayan faktör video oldu.
4. Prêt-à-Regarder (İzlemeye Hazır)
60’ların Mad Men’inde ve 70’lerin Mary Tylar Moore…’unda, ceket ve kravattan oluşan ‘üniforma’yı giymek neredeyse zorunluluktu. 80’lerde ipi biraz gevşettik ve serbest cumaları başlattık.

Eksi puan verArtı puan ver
+168 puan
169 oy
Loading ... Loading ...

Kişisel Markalama Trendleri: 2011’in en iyi 11’i
Bu makalede şunları öğreneceksiniz…

2011 için en iyi 11 kişisel marka trendleri
Markanızı dijital dünyada nasıl öne çıkarırsınız?
Kariyer ağlarında nnline görünürlüğünüzü nasıl daha verimli ve makul hale getirebilirsiniz?

Pazarlama kariyerinde (kariyer) büyürken, kişisel marka trendlerini (personal-branding) takip etmek sizin görünür ve önemli kalmanızı sağlayacaktır. Markanızı yaratmanız için, kişisel marka konusuyla ilgili en iyi teknikleri ve 11 trendi sizler için belirledin. 2011’de, bu 11 trendin 5 tanesinde ana odak noktası olan ve en büyük rolü oynayan faktör video oldu.
1. Kiralık Herhangi Bir Yer …
Şirketler global gerilemenin ardından kiralama yöntemini arttırdıkları için, işe başvuran adayı, bulunduğu yeri dikkate almaksızın değerlendirmeye başladılar.
Gittikçe gelişen yetenek avcılığı, düşük bütçe, yıllarca süren

Eksi puan verArtı puan ver
+77 puan
83 oy
Loading ... Loading ...

Katıldığım “İş Yaşamında Y Kuşağı” Zirvesinde duyduklarım hakikaten
müjdeli haberler içeriyor. Ben de yemeden içmeden bunları bir an önce
paylaşmak arzusundayım. Bir kere haberlerin en önemlisi ve motive
edicisi şu: gelecek 10 yıl Türkiye’de yaşayan herkes için fırsatlar dönemi.
Avrupa’dan Türkiye’ye akan çok fazla iş fırsatı olacak –çünkü artık
Avrupa çok fazla çalışmak istemiyormuş ve onu çocuğu olmayan zengin
amcamız gibi algılayabilirmişiz – ve bunlardan birinde bizim de kendimiz
için bir fırsat yaratmamız son derece mümkün.
Bu söylem tabii ki bir öngörü ve belki de önemli bir bölüm insan da
bunun tam tersini öngörüyor olabilir. Ama sonuçta ilk bakış açısıyla
yaklaştığımızda var olacağı belirtilen fırsatları yaratma şansımız çok
daha yüksek bir ihtimal.
İş aramakta olan, işinden memnun olmayan, kazancından memnun…

8 Ağustos 2010 |
Yazar:
Eksi puan verArtı puan ver
+56 puan
54 oy
Loading ... Loading ...

“Bilge kişi, eylemde bulunarak yaşar,
eylemde bulunmak hakkında düşünerek değil”
Carlos Casteneda…
Bizde de derler ki “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz!”. Ayrıca da “lafla peynir gemisi yürümez” de denir. Kültürel farklılık açısından baktığımızda bir tarafın eyleme geçmesini engelleyen “düşünmek” diğer tarafı engelleyense “konuşmak”. Bu ironik farklılık sonucu değiştirmiyor, işe koyulunmadığı sürece…
Herhangi bir konuda başarıya ulaşmak için 3 B’ye ihtiyacımız olduğu söylenir: Bilgi , Beceri, Bakış açısı (Olumlu bir bakış açısı). Bu üçlünün bir unsura daha ihtiyacı olduğunu görmek lazım: Uygulama –ya da bir diğer deyişle eyleme geçmek.- Eyleme geçmediğimiz sürece çok fazla şeyi değiştiremiyoruz sonra da “aynı tas aynı hamam” diyoruz. Peki farklı bir hamam olması için biz ne yapıyoruz? Bu soruyu sorduğumuz anda cevaplar da önümüze geliyor zaten.

11 Haziran 2010 |
Yazar:
Eksi puan verArtı puan ver
+24 puan
25 oy
Loading ... Loading ...

Kadın olmayı ve erkek olmayı nereden öğreniyoruz? Ne zaman başlıyor bu öğrenme süreci? Bebekliğimizde aramızda hiçbir fark yok iken büyüdükçe nasıl açılıyor bu ara? Kimlerin ve nelerin etkisi var birer küçük kadın ve küçük erkek olarak hayatımızı başlatmamızda ve sürdürüyor olmamızda? Bunlar sadece öğrenilen şeyler mi yoksa genetik olarak beraberimizde getirdiğimiz unsurlar mı?
Bu sorular zihnimde tekrardan dans etmeye başladı küçük kızımın anaokulundaki yılsonu gösterilerini izlerken… Gösterileri çok güzeldi, dünkü bebeklerin sahnede bir sürü kişinin önünde bir şeyler başarmaya çalışmalarını görmek gerçekten çok güzeldi… ve çok fazla heyecan vericiydi. Bu heyecanın yanı sıra yukarıdaki sorular oluştu benim kafamda diğer anne babalardan farklı olarak.
İlk başta kız öğrenciler ve erkek öğrenciler aynı sahnede yan yana yer aldılar ve birlikte şarkılar söylediler,

Eksi puan verArtı puan ver
+36 puan
36 oy
Loading ... Loading ...

Ya da hiç çıkmazsa ne olur???
“Her gün bir yerden göç etmek ne iyi
Her gün bir yere konmak ne güzel,
Bulanmadan, donmadan akmak ne ala,
Her şey dünle beraber gitti, can cazım
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”
Mevlana Celaleddin-i Rumi…
“Değişim” dediğimizde aklımıza ne geliyor? Bu kelimenin bizde bıraktığı ilk duygu ne oluyor? Kaygı, korku, endişe, direnç mi? Ya da merak, heyecan, dinamizm, coşku mu? “Değişim” kelimesi bir tarafta olumlu duygular uyandırırken diğer tarafta olumsuz duygular uyandırıyor olabilir. Farklı duyguları aynı anda yaşıyor olabiliriz. Değişenin “ne” olduğu da bu duyguların ne yönde olacağına etki ediyordur mutlaka. Çok sevdiğimiz, memnun olduğumuz, keyif aldığımız işimizi değiştiriyorsak farklı hissederiz; sevmediğimiz, bizi mutsuz eden, huzursuz olduğumuz evimizi değiştiriyorsak farklı. Duygularımız farklı farklı da

25 Mart 2010 |
Yazar:
Eksi puan verArtı puan ver
+55 puan
56 oy
Loading ... Loading ...

Ne kadar doğrudur bilmem ama bir günü artık 24 değil 16 saat olarak yaşıyormuşuz. Her şey hızlanmış…
Bunu hissetmeyen yoktur herhalde, sanki zaman koşarak giderken avuçlarımızdan, yapılacaklar listesinde kalem kalem işler sırasını bekliyor üstlerinin çizilmesi için … ve bir günden diğer güne devirle kapatıyoruz günü belki de çoğumuz. Hep, “daha fazlası olabilir mi acaba?”sorusunun cevabı peşindeyiz. Çok seviyoruz zaman yönetimi , stres yönetimi gibi kavramları. Hep acelemiz var, hep bir yerlere yetişme kaygısı… ya da bir şeyleri eksik bırakma, birilerinin arkasında kalma, bir şeyleri kaçırma kaygıları… Zamanımı boşa geçirmeyeyim, her anım dolu olsun, pişmanlık yaşamayayım düşünceleri de alabiliyor bazen bu kaygıların yerini.… Modern insanın vazgeçilmez kısır döngüsü içinde günler bir biri ardı sıra geçiyor…
Bir yandan işimi yaparken bir yandan

Eksi puan verArtı puan ver
+35 puan
36 oy
Loading ... Loading ...

Öğrencilik hayatını bir yerde noktalayıp çalışma hayatına doğru yol alırken, genellikle acil ihtiyaçlarımızdan yola çıkarak ya da elimizde bulunan imkanları değerlendirerek kariyer yolculuğumuzda ilk adımlarımızı atıyoruz. Bazen işsizlik süresi çok uzamasın diye, bazen daha fazla iş görüşmesine gitmek istemediğimiz için, bazen ailemizden para almayı bir an önce bırakmak için, bazen arkadaşlarımızın hepsi bir yerlere yerleşti diye, bazen sırf bize sunulan hazır bir iş olduğu için, bazen de bambaşka nedenlerle çok da fazla sorgulamadan ilk bulduğumuz işlere yerleşiveriyoruz. Kafamızın bir yerinde de “olmazsa değiştiririm” düşüncesi ile birlikte…… Küçük bir grup bu şekilde başladığı iş hayatından mutluluğu ve tüm beklediklerini yakalıyor. Büyük bir grup ise “yanılmışım” duygusuyla farklı arayışlara yöneliyor.
Bazılarımız hakikaten de hemen değiştiriyoruz memnun olmadığımız işlerimizi, bazılarımız ise bu konuda

Eksi puan verArtı puan ver
+69 puan
74 oy
Loading ... Loading ...

Özellikle okul sonrası ilk iş tecrübeleri, hayatınızın kalan kısmında ne yapacağınız ve nerede olacağınızla birebir ilintilidir. Türkiye’de ki işletmelerin yüzde 99.8′ini KOBİ’lerin oluşturduğu göz önüne alınırsa, ilk girdiğiniz işyerlerinin şirket sahibi tarafından yönetilen bu küçük ya da orta boy işletme olması da çok olası. Burada edineceğiniz iş yaşamı kültürü, geleceğinizide önemli ölçüde şekillendirecektir. Bu nedenle, evet denemeden göremeyeceksiniz belki, ama patronunuzu doğru seçin. Patronunuz size aşağıdaki kriterde sorun çıkarıyorsa, yol yakınken dönmenizi tavsiye ederim.
DUYGUSALLIK ve PROFESYONELLİK…
Bazı patronlar duygusaldır. Bunlar karar ve yargılarını duygularına göre verdikleri için iş hayatında olması gereken küsme, kafayı takma, kinlenme gibi geçici olması gereken duyguları uzatırlar ve yoğunlaştırırlar. Böyle patronlara denk gelirseniz, parayı ve kariyeri düşünmeden ayrılın. Taviz  vermeyen bir yapınız varsa,önünüz şimdi olmasa

Eksi puan verArtı puan ver
+37 puan
43 oy
Loading ... Loading ...

Doğduğumuz anı, şehri, mekanı, ailemizi, cinsiyetimizi seçemiyoruz ama bir kez dünyaya geldikten sonra hayatın farklı anlarında bir çok farklı seçim yapmak durumunda kalıyoruz. Bebeklik döneminde ? kendimizin farkında olmadığımız dönemde- bile yaptığımız seçimlerimiz var; farklı farklı yöntemlerle uyuyoruz, farklı şekilde besleniyoruz, farklı konularda huysuzluklarımız oluyor, farklı hastalanıyoruz, farklı dönemlerde gelişimimizi tamamlıyoruz, farklı beceriler gösteriyoruz? Yaşımız büyüdükçe de farklılaştığımız alanlar çeşitleniyor. Alışkanlıklarımız, mesleklerimiz, dekorasyon zevkimiz, damak tadımız, tatil keyfimiz, zaman kullanımımız, hayattan beklentilerimiz çeşit çeşit? Dünyadaki tüm insanların parmak izlerinin birbirinden farklı olması gibi hayattaki bilinçli ya da bilinçdışı seçimlerimiz de birbirimizden farklı. Bilinçdışı seçimlere pek dokunamasak da mesele bilinçli yaptığımız seçimlerle mutlu olabilmek de?
Kendimizin bilincinde olmaya başladığımız ilk andan itibaren ? herhalde 11/12 yaşlarımıza denk düşüyor ? önce …